biyocal
  Canlılar İlginçtir
 

CANLILARLA İLGİLİ İLGİNÇ BİLGİLER...

PİRE

Canlı dostlarımızdan birisi olan pire vücut yapısının ufaklığına karşın olağan üstü bir tasarıma sahiptir.Hiç düşündünüz mü "Bir pire nasıl oluyorda kendi vücudunun 30 - 40 katı yüksekliğe sıçrayabiliyor?" ? Bu sorunun cevabını pirenin anatomisini inceleyerek vermeye çalışalım.

Resimde mikroskop altına yatırılmış bir pire görülüyor.Belkide herkese itici gelen bu hayvan aslında bir mühendislik harikasıdır. Bir pire kuvvetli bir biçimde sıçradığı vakit 30-40 cm uzağa gidebilir. Bunu ise bacaklarındaki özel bir sisteme borçludur.

Şaşırtıcı olan bulgu ise, sıçramasindaki asıl etmenin bacak kaslarında değil, bacaklara bağlı potansiyel bir yay siteminde olduğudur. Bu sistem tıpkı bir sapan gibi çalışır. Bir miktar enerjiyi depo eden bu esnek sistem depoladığı potansiyel enerjiyi aniden bacaklara aktarır. Bacaklara aktarılan bu kinetik enerji sadece %5 lik bir kayıpla pirenin olağan üstü bir yüksekliğe sıçramasına neden olur.

Şu an insanlar tarafından üstün teknolojiyle üretilen yay, lastik vb. maddeler bile depoladıkları enerjiyi ancak %15 lik bir kayıpla kinetik enerjiye çevirebilmektedir. Fakat bu kayıp pirenin bacaklarındaki sistemde %5 tir. Bu derece muthiş bir tasarıma sahip bir pire boyunun 80 - 100 katı yüksekliğe kadar rahatça sıçrayabilir.

Pire kendinden 100 kat yükseğe sıçradıktan sonra büyük bir hızla yere düşer. Buna rağmen vücüdünda hiçbir zarar meydana gelmez. Çünkü vücudunda iskelet sistemi yerine pamuk gibi yumuşak tabakalar bulunur. Örneğin böceklerin sert kabuklarına karşın pirelerin kabukları oldukca yumuşak bir yapıya sahiptir. Bu yapı şiddetli darbeleri emerek pirenin hasar görmesini engeller.

ARI

Hiç merak ettinizmi acaba arılar niçin bal yapar? Bir arı yaşamı boyunca ortalama olarak 3 - 4 damla bal üretebilir. Fakat ürettiği bu bal bile kendi besin ihtiyacının çok üzerindedir. Bu ise insanın aklına kocaman bir soru işaretinide beraberinde getirmektedir. Doğadaki tüm canlılar gereğinden fazla besin toplayarak israf yapmaktan kaçınırlar. Fakat arılar tam aksine, bir kovan arı sürüsü için gerekli olan 100 - 150 gram bal yerine litrelerce bal üretirler. Bunun nedenini arının yaşam hikayesini inceleyerek açıklamaya çalışalım.

Arının macerası kovanı terketmekle başlar. Arıdaki koku reseptörleri o kadar hassastır ki bu reseptörler kilometrelerce ötedeki güzel kokulu bir nektar çiçeginin bile varlığını algılayabilir. Arı çiçege vardığı vakit nektarını ağız aletleriyle içine çekmeye başlar. Arının diğer bir mucizevi özelligi ise geldiği yolu hiç şaşırmadan kilometrelerce ötedeki kovana tekrar ulaşabilmesidir. Arı yolculuk esnasında midesine depoladığı nektarı bala dönüstürmektedir. Bunu ise midesindeki o eşsiz enzimlerle gerçekleştirir.

Arının sahip oldugu bu mükemmel özellikler bununla da bitmez. Altıgen petekler üreten arılar bir mimara bile parmak ısırtacak ince hesaplamalar yaparlar.

Matematikçiler arıların niçin peteklerini beşgen, dörtgen, üçgen veya sekizgen değilde altıgen yaptıklarını merak edip hesaplamaları kağıda dökmüşler. Karşılaşılan sonuç ise insana adeta "Arı ne zaman matematik öğrendi" dedirtiyor.


Altıgen diğer çokgenlere gore kenar uzunluklarının toplamı en kısa olan şekildir. Bunu bilen arı peteğini altıgen yaparak en az malzemeyle en fazla peteği üretmektedir. Böylelikle malzemeyi tasarruflu kullanarak balmumu israfını önlemiştir. Ayrıca altıgenler, yapıldığı petekte üretilen balı muhafaza etmek açısından maksimum hacim sağlar. Tabii arıların mucizeleri bununlada bitmiyor.

Bir arı kolonisi peteklerini yatayla 7-8 derecelik bir açı yapacak şekilde inşaa eder. Böyle yapmasının nedeni peteğin içine bırakılan balın yere dökulmemesi içindir. İlginç olan ise bu açının hiçbir zaman şaşmamasıdır.

Arılar peteklerini üretirken kovanın farklı yerlerinden başlarlar. Fakat arılar o kadar hassas hesaplamalar yaparlarki peteklerini merkezde kavuşturmalarına rağmen altıgenlerin simetrisinde bir bozukluk olmaz.

Kovanın 4 köşesinden arılar peteği inşaa etmeye başlıyorlar. Her bir arı altıgenleri kusursuz bir biçimde meydana getiriyor. Kovanlar köşelerden merkeze doğru ilerliyor ve en sonunda merkezde birleşiyorlar. Arılar öyle bir hesap yapmıştırki merkezde birbirleriyle kavuşan altıgen grupları birbirine yapıştırıldığında sanki altıgen yapımına merkezden başlanılmış gibi bir izlenim verir. Ve dahası petekteki altıgenlerin herbiri aynı boyutta olup aralarında büyüklük olarak 1 mm bile fark yoktur.
Gerçekten çok ince hesaplar üzerine oturtulmuş bu mimari eserin düşünme yeteneği olmayan küçücük böcekler tarafından yapılması, bir güç tarafından insanların hizmetine verildiğini göstermektedir.

BALON BALIK 

Denizlerde yaşayan bir tür balık çok akıllıca planlanmış bir savunma mekanizmasıyla düşmanlarından korunmaktadır. Bu balık düşmanla karsı karsıya olmadığı zamanlarda sıradan bir balık gibi görünür. Vücudunun etrafında iri dikenler olup bu dikenler balık normal haldeyken yassı olarak vücudun yanına yapışık vaziyettedir. 


Yandada görüldüğü gibi balık bir düşmanla karşı karşıya geldiği zaman düşmanının çene darbelerinden kendini korumak amacıyla vücudunu süratle suyla doldurmaya başlar.Balık bir yandan şişerken bir yandanda vücuduna yapışık olan dikenler dik konuma gelir.
Bu dikenler oldukca sert olup düşmanın ağızıyla yaptığı darbelere karşı bir engel oluşturur.Balık, kendisinden daha büyük başka bir düşman tarafından yutulsa bile vücududundaki dikenler balığın düşmanın boğazından geçmesine engel olur.

Düşman, balığı yuttuğu gibi ağızından geri çıkarır.

Bu kadar akıllıca bir savunma mekanizmasını balığın düşünüp uygulamaya koyması elbette mümkün değildir.

KAKTÜS

Kurak çöllerde yasayan bir tür bitki görenleri hayrete düşürmektedir.Bu bitki kurak yaşam şartlarında yaşamaya elverişli bir yapıya sahiptir. Bitkinin gövdesini saran örtü ise çok kalındır.Bu vesileyle su kaybı en aza indirilmiştir.


Bitkinin ilgi çekici yanı ise kendisini çöllerde yaşayan vahşi hayvanlara karşı korumak için özel bir kamuflaj sistemine sahip olmasıdır.
Resimde de görüldüğü gibi bu özel kaktüsü, hemen yanındakı çakıl taşlarından ayırmak çok güçtür.Çölde yaşayan hayvanların ise bu bitkiyi farketmeleri mümkün değildir.

Burada problem, bitkinin kendini kamufle etmesinin yanında çakıl taşlarının rengini nereden bildiğidir.

Çünki bitkinin gözü yoktur. Aklı ise hiç yoktur. Aklı ve gözü olsa bile kendi DNA sını keyfine gore degiştiremeyeceğine göre, bitki kendisine yaratılışdan verilen DNA programı ile hareket etmektedir.


 
  Bugün 8 ziyaretçi (44 klik) buradaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Bu çalışma, Burak Barış Keleş ve Ozan Özkiper'in özverili çalışmalarının ürünüdür.